Deniz Bilgen Çakır


Son Güncelleme:11:06:51 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa YAZARLAR DENİZ BİLGEN ÇAKIR

Deniz Bilgen Çakır

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Deniz Bilgen Çakır, gazeteciliğe ilk olarak 2001 yılında Hürriyet Gazetesi'nde stajyer muhabir olarak başlamıştır.

2002 yılından beri gazeteciliğin duayeni Ünal İnanç'ın yanında çalışmakta olan Çakır, bu süre içinde İnanç'ın hazırlayıp sunduğu “Aykırı Haber” programında çeşitli görevler almış, Havva Zeren'in yönettiği “Biz Oradaydık” programının metin yazarlığını yapmış ve yine İnanç'ın yazdığı Lazımlık kitabının editörlüğünü yapmıştır.



Kara elmas

Yemyeşil bir doğası vardır Zonguldak'ın. Engebeli, virajlıdır yolları. Merdivenler vardır her yanda. Öğrenciler okullarına, evlerine o merdivenleri tırmana tırmana giderler. Dağdan taştan yeşil fışkırır. Zonguldak'ta çok fazla demir görürsünüz bir de yeşilin yanı sıra. Ne yana baksanız demirden köprüler, raylar, geçişler vardır kömür taşınması için tasarlanmış. Merkezinde bir anıt vardır Zonguldak'ın. Bir tünel, tünelin ağzında başında ışıklı baretiyle bir kömür işçisi.... Hayat kömür işçilerinin maaş günlerine göre ayarlanır orada. Beyaz astığınız çamaşırı gri aldığınız olur balkon iplerinden. Aldığınız nefese bile yapışır kömür tozu. Zonguldak kara elmastır yani başlı başına... Üniversitenin adı bile Kara Elmas üniversitesidir.

Kara elmas doğumdur Zonguldak'da, yaşamdır... Her akşam beklediğiniz babanızdır, göz bebeğiniz oğlunuzdur... Kardeşinizdir kara elmas, üç aylık bebeğinizin babasıdır, yolunu gözlediğiniz sevdiğinizdir... Çocuğunuza aldığınız bir çift bayramlık ayakkabıdır...

Kara elmas bazen ölüm olur çöker madencinin ocağına.

İşte o zaman benim de dudaklarıma bir türkü çöker öyle hüzünlü, öyle mahsun... Başında baretiyle bir madenci “çocuklarım gülsün diye dost” der çatallı sesiyle...

Kara elmas bazen ölüm olur çöker madencinin ocağına... Çöker de bir daha kalkmak bilmez yüreklerdeki acı.



Suçluların Telaşı

Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın İsmet İnönü'yü Hitler özentisi olmakla suçladığını medyamızdan okuyunca zihnimde bir dalgalanma yaşandı. Birden hiç yaşamamış olsam da bundan altmış yıl öncesine gittim. Adnan Menderes ve Demokrat Partililerin İnönü'ye karşı yürüttükleri karalama kampanyasını, basını bu yönde kendi istedikleri doğrultuda kullanmalarını, rahmetli İnönü'nün Menderes iktidarı döneminde muhalefet sıralarından Demokrat Partililere seslendiğini görür gibi oldum, “Suçluların telaşı içindesiniz. Sonra sizi ben bile kurtaramam.” Zaten nedense AKP iktidarı bana hep Demokrat Parti iktidarı dönemini anımsatır. 

Bir başbakan'ın asılması doğru mudur, değil midir tartışılır. Bir dönem böyle mi sona ermeliydi tartışılır. Tüm bunları analiz ederken dönemin şartlarını çok iyi değerlendirmek gerekir. Ancak inkar edilemeyecek olan, Demokrat Parti'nin iktidarda kaldığı 10 sene boyunca adına hiç de yakışmayacak bir şekilde dikta rejimine dönmesi ve “Menderes iktidarı” şeklini almasıdır.

Şimdilerde Başbakanımız R.T.Erdoğan ve AKP, Menderes iktidarına benzer bir şekilde İsmet İnönü üzerinden siyaset yapıyor. İsmet İnönü'nün siyasi tavrı, devlet adamı kişiliği beğenilir, beğenilmez. Ancak gerçek olan şudur ki, İsmet İnönü İstiklal Mücadelesi boyunca Mustafa Kemal'in yanında yer almış, mücadelenin kazanılmasında kilit noktası olan iki muharebeyi komuta etmiş, daha sonra yapılan Lozan Konferansı'nda, Mustafa Kemal ve Millet Meclisi tarafından Türk milletini temsil etmeye layık görülmüş tarihi bir karakterdir.

Ben CHP'li değilim ancak bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türk milletinin kurtuluşunda büyük rol oynamış böylesine bir şahsiyetin dayanağı olmayan iddialarla itham edilmesine de yüreğim elvermez. İsmet İnönü'ye siyasi kişiliğini bir yana bırakarak vatanımın kurtuluşuna olan katkılarından dolayı sadece saygı ve şükran duyabilirim. CHP sıralarından hiç olmazsa bir milletvekili'nin çıkıp muhalefet sıralarından eski genel başkanlarının sözlerini iktidara hatırlatmasını beklerdim. Olmadı, demek ki kimsenin aklına gelmedi. Ben hatırlatayım o zaman; “Suçluların telaşı içindesiniz!”

 

 



Başbakan'dan tarihi demokrasi dersi

Tarih 23 Nisan 1920; Savaşa ve saltanata rağmen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliğinde Büyük Millet Meclisi açıldı.

Tarih 1 Kasım 1922; Büyük Millet Meclisi saltanatı kaldırdı. 1 Kasım tarihi Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Tarih 1927; 23 Nisan günü Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başladı.

Tarih 1935; Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk bayramları birleştirilerek Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Tarih 23 Nisan 2010; Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda bir çocuğu makam koltuğuna oturtarak demokrasi dersi verdi, “Yetki artık senin. İster asarsın ister kesersin. Her şey sende”

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...



Sayfa 1 / 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »