Organize Suçlar


Son Güncelleme:05:04:01 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa HABERLER ORGANİZE SUÇLAR

Organize Suçlar

Baskı ve yasaklar bir gün gelir tırmalar...

ABD'de içki yasağı olmasa mafya olur muydu? İran İslam Cumhuriyeti'nde ne kadar afyon bağımlısı var biliyor musunuz? Her gün gazetelere çıkan içki satışı, içkili lokanta ruhsatı, içkili lokanta denetimi, haberlerin yanı sıra iktidar partisine mensup bakanların, parti sözcülerinin açıklamaları beni korkutuyor. Amerika'da geçen asrın birinci yarısında içki yasağı uygulaması olmasaydı, mafya diye suç organizasyonları oluşur muydu?

İçki mekruhtur, haramdır diyenler dost İran Cumhuriyeti ahalisinin neler çektiğine bir baksınlar.

HEROIN TRAIL

Bundan 38 yıl önce kadim dostum Örsan Öymen, “Newsday diye bir yayın organından üç tane gazeteci geldi. Eroin ve afyonla ilgili bir araştırma yapıyorlar. Bir mihmandar arıyorlar. Türkiye'de bazı bölgelere gidecekler. İyi de para veriyorlar” dedi. Paraya ihtiyacım var. Türkiye'de onların gidecekleri bölgeleri ve bu işi de biliyorum ama bende İngilizce yok. Rahmetli Örsan, “Bir fotoğrafçıları var, Türk. Onun İngilizcesi çok iyi.” deyince razı oldum. Robert W.Greene, Les Payne, Knut Royce isimli Amerikalı meslektaşlarla tanıştık. 12 Mart vahşeti güya atlatılmış ama kokusu yeni yeni yansıyor. Ecevit CHP genel başkanı olmuş. Gelen arkadaşlar da Türkiye'de ki afyon yetiştiren bölgelere Napalm atılmasından bahsediyor. Hava bu hava... Amerikalılarla önce Denizli'ye ardından Afyon'a gittik. Köylümüz, yetiştiricimiz afyon sakızından bahsediyor ama baz morfinden, eroinden bahis yok. Ardından Malatya, Van, Türkiye-İran arasındaki dağlık bölgede kısa bir tur. Fransa'da devam eden beş altı günlük bir olay... Bu macera Heroin Trail (eroin yolu) adıyla yayınlanarak son buldu. Buraya gelen üç gazetecinin peşin hükümleri değişmişti. Bu kaçakçılık olayında; büyük ilaç şirketleri, başta CIA ve ondan feyz alan müttefik ülkelerin gizli servisleri, devlete çalışırken bizim de emeğimizin karşılığı diye faydalananlar olmasa bu çapta olmaz diyorlardı.

Şimdi düşünüyorum, 2003 senesine kadar Türkiye'de yakalanan eroinin en yüksek miktarı 2 ton 300 kilo. 2003'den sonra ne olduysa her yıl bu rakam katlanarak arttı. Geçtiğimiz yıl Allah'ın izni keremiyle 45 tondan bahsedilmeye başlandı. Allah, bu konuda çalışanlara bir şevk, heyecan vermiş olacak ki, diğer uyuşturucular da üç aşağı beş yukarı aynı oranda artarak yakalandı. Şimdi düşünüyorum, bu yakalamalarda yurt dışına ihraçtan açılan dava sayısı yüzde on. O zaman kahroluyorum, acaba Türkiye bir kullanıcılar, bağımlılar ülkesi mi oluyor diyorum.Etkili ve yetkili kişilerin “ihraç yolu ile en fazla yakalama bizde” lafı yüreğime su serpiyor. Siz münafıklara bakmayın, en büyük sektör olarak bu sektörü görmeyin.



Suçluyorum, suçluyorum, suçluyorum...


Bu ülkede görevini yapan milletvekilleri var mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük sektörü beş kuruş vergi vermiyor. Kimin eli kimin cebinde? Kim bu işten çıkar sağlıyor?

Bu ülkede insanların çalışmaması için, bir şey üretmemeleri için ne lazımsa o yapılıyor. Ben polis çocuğuyum, tahmin ediyorum polis adliye muhabirlerinin de en kıdemlisiyim. Polis kafasıyla düşünürüm. Bir olayda kimin çıkarı varsa suçluyu orda ararım. Bu düz mantıktır, Aristo mantığıdır. Dünyada da bu işi böyle yapıyorlar. 2003 yılında Türkiye'de eroinde en yüksek yakalama 2 ton 300 gramdı. Ne oldu da 2003'ten sonra katlanarak arttı? Sadece eroin değil, uyuşturucunun her kademesi. Kaçakçılığın her kolu. Sakın ha polisimiz, jandarmamız, gümrük muhafaza kuvvetlerimiz AKP iktidarında çoook çalışarak bu işi başardı demeyin. Dünyada bu tür işlerde kabul edilmiş özdeyişler vardır, bir içeri, dokuz dışarı gibi. Borazanlar iktidara eşlik ediyor. Ay terörle mücadele şöyle olur, yan taraftan gidilir, orta taraftan vurulur. 12 Eylül darbecileri dünyaya bir olguyu kabul ettirmişlerdi. Uyuşturucu kaçakçılığı + silah kaçakçılığı = terör

J.F.Kennedy kardeşi Robert Kennedy'yi adalet bakanı yapmıştı. Dünya onunla yeni bir tanıma ulaştı ORGANİZE SUÇ. Benim ülkem de 1990'lı yıllarda emniyet, jandarma, gümrükte organize suç kaçakçılıkla mücadele deyimine ve daire başkanlıklarına kavuştu. Benim ülkemde organize suç yasası var mı diye sorarsanız, hemen söylerim; çıkar amaçlı suç örgütü yasası var. Buna söyleyecek tek bir laf var, ağlatman beni, söyletmen beni.

Yer altı dünyasıyla savaşın en büyük çaresi olarak dünyada, suç örgütlerinin kazanımlarına, mal varlıklarına el koyuluyor. Bizde de halen yürürlükte olan vergi usul kanunumuzun 9. maddesi var; Her türlü kazançtan vergi alınır. Kazancın yasalarla men edilmiş olması vergi vermemeyi gerektirmez.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Vergi usul kanununa göre tahsil edilmiş devlete irat kaydedilmiş, başbakanımızın deyimiyle bir Allahın kuruşu var mı. Bu ülkenin en büyük sektörü yasadışı kazanç sağlayanların elindedir.

Türkiye'de yakalanan uyuşturucu miktarları 2004-2008 arası aşağıda;

EROİN

2004 yılında 8844 kg - 2008 yılında 1547 kg

ESRAR

2004 yılında 9390 kg - 2008 yılında 39138 kg

KOKAİN

2004 yılında 126 kg, 2008 yılında 94 kg

ECSTASY

2004 yılında 845.390 adet, 2008 yılında 1.041.111 adet

CAPTAGON

2004 yılında 9.493.470 adet, 2008 yılında 2.973.901

Bu sektörün torbacı tabir edilen mallardan edindiği fiyat 125 milyar TL'yi geçmektedir. Tekstil sektörümüzün maden sanayimizin otomotiv endüstrimizin 125 milyar liralık bir aksuatası var mı? Durun bitmedi. En az bunun yarısı kadar kazanç da akaryakıt, sigara, elektronik eşya, hayvan kaçakçılığı, fuhuş, kumar, tefecilik sektöründen elde edilmektedir. Eh insanlar da bu karlı sektör varken niye yan işlerle uğraşsınlar. Yan işler, ancak paranın aklanmasında kullanılır. Şimdi suçlu ayağa kalk diyorum. Bu yakalamaları yapan devlet güçleri, cumhuriyetin savcıları, yargıçları maliyeye bildirmişler midir? O maliye teşkilatı gazetelerde televizyonlarda haberleri yayınlanan bu olaylarla ilgili bu makamlara niye bildirmezler. Mualif, muvafık parlamenterlerimizden bir tanesinin yasa dışı kazançlardan vergi alınıyor mu diye sorduğunu duydunuz mu? Şu televizyonlarda medyada ahkam kesen çok bilmişlerin bu konuda ne oluyor, nereye gidiyoruz diye gıklarının çıktığını işittiniz mi? Şimdi ben de boşluğa sesleniyorum, suçluyorum, suçluyorum, suçluyorum....



Adalet Sistemi

Adil olmak, adaletli olmak nedir diye hiç düşündünüz mü?

Tanrı buyruğundan sonra yasa buyruğu geliyor da yasaları yapanlar kim?

Tam elli bir yıl olmuş, ilk kez bir basın kuruluşuna polis adliye muhabiri olarak ayak basalı. Polis adliye muhabirliği mesleğin “a” harfidir. Mesleğin yaşayan duayenlerinden kim olursa olsun hemen hemen tümü polis ve adliye koridorlarını basın mensubu olarak mutlaka ve mutlaka arşınlamışlardır. Halen çalışan 64,65 yılı devirmiş gazeteciler var. Merak edip sorun, en azından basın mensubu olarak o koridorları gezmemiş tek kişi var mı içlerinde...

Türkiye Cumhuriyeti Yasama, Yargı ve Yürütme erkiyle yönetilirmiş. Allah rızası için bir söyleyin, seçim bölgenizdeki oy verdiğiniz partiden kaç tane milletvekilinin adını biliyorsunuz. Yargıya işi düşenler, kaç taneniz adalet yerini buldu diye minnetinizi sundunuz? Bir dostunuza, en yakınınıza ülkemde yargı var, adalet var diye güvencenizi belirttiniz? Soruyorum size, içinize dönün ben adilim, ben adaletliyim diye vicdanınızla başbaşa kaldığınızda kaçınız bunu yürekten bir inaçla söyleyebiliyor?

İnsanlarımız ila maşallah 12 Eylül adaletine, askeri yargıya veryansın ediyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin tek egemeni olan 12 Eylülcüler 1982 yılında “Türkiye'nin Temel İktisadi Nizamlarını Bozacak Şekilde Kaçakçılık Rüşvet ve İrtikap Suçlarına Bakmakla Görevli Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Nezdinde 4 Numaralı Askeri Mahkeme” kurulmuştur diye bir yasa çıkarttılar. Bu mahkeme o güne kadar ulaşılmaz, dokunulmaz diyen kim varsa hepsini topladı, toparladı. En adil biçimde yadsınamayan kanıtlarla yargıladı. Amerika'da, Fransa'da, Almanya'da yargıçları asker olmayan böyle mahkemeler vardı. Organize suçla mücadelenin tek yolu buydu. Sonra ne mi oldu; 1984 seçimleri ile demokrasi geldi. Tek parti mecliste çoğunluğu sağladı. Başında karizmatik bir lider vardı. Kaçakçılıktan, devleti soymaktan kim hüküm yemişse hemen hemen tümünü indirimlerle bağışladı. Ha organize suç dedik, biz her türlü modaya uyarız. Emniyet Genel Müdürlüğünde, Jandarmada, Gümrükte bu suçla ilgili daire başkanlıkları kurduk. Ardından bu şekilde suçlananları yargılamak için “Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri”yasanını çıkarttı. Dünyanın ileri gelen tüm ülkelerinde organize suç yasası var. Hiç birini kalınlığı üç parmaktan aşağı değil. Bizimki 30,40 sayfayı bulmuyor. Olsun, dünya adalet tarihine ve kriminal suçlara bir deyim kazandırmış olduk, “ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ”

Merak ediyorum, Türkiye'de suç örgütüyse çıkarını düşünmeyen bir örgüt olabilir mi?



Sayfa 1 / 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »