Gündem


Son Güncelleme:11:06:51 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa HABERLER GÜNDEM

Gündem

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK!!!

 

İlginç bir mesaj aldım. İnternet sitemizi 10 yıldır elinden geldiği kadar izlediğini söyleyen Hatay'dan Ahmet Acarel imzasıyla gelen bu iletiyi yayınlıyorum,, cevabını da altında verceğim.

 

"Ünal Bey,

 İşçi emeklisiyim. Mesleğin neydi diye soranlara genellikle, övünrek gazeteciydim diye cevap veririm. yerel gazetelere ajanslara Anadolu'nun bir çok köşesiden haberler yazdım. Aykırı Haber'i de 10 yıldır izlemeye çalışırım. Benim için kah parlayan, kah sönen bşr haber sitesidir. 17.04.2008 tarihinde yayınladığnız insansız hava aracının 1999'da İDEF fuarından dendiğinden bahsetmiştiniz.geçtiğimiz günlerden ilk Türk insansız hava araçlarına ordumuzun kavuştuğu yayın organlarında müjdeleniyordu. İlk sorum onlar mı yanlış, yoksa siz mi? İkinci soruma gelince STV, avrasya ve Ulusal Kanal'da yayınlanan programlarınızı da izliyordum. Bir yahudi tefecinin Türkiye'yi nasıl tokatladığını yanlış hatırlamıyorsam ilk kez Avrasya TV'de bir programınızda dile getirdiniz. daha sonra Ulusal Kanal'da 400 milyon TL cezaya çarptırılacak bu tefeciden

3-4 programınızda bahsettiniz. Onun bu cezayı halletmek için girişimlerinden bahsettiniz. Gene bu programlarda onun kaçacağını iddia ettiniz ve sizin programlarınız 'Merhaba Türkiyem, merhaba Türkiyemin güzel insanları' diye başlarken konuyla ilgili programınızı çok iyi hatırlıyorum, elinizi havaya kaldırmış parmaklarınızı şaklatarak Edi prr diye programınızı açmış, yahudi bankerin Türkiye'den kaçtığını söylemiştiniz. şu iki olayın doğrusunu öğrenmek istiyorum. Gazze'ye yardım falan hepsi güzel de Türkiye'nin paralaı ne oldu?

En derin saygılarımla,

Ahmet Acarel"

Ne yalan söyleyeyim kendimden utandım. Edi'nin haberini siteme koyduktan 9 gün sonra 'Ergenekoncu!' yaftasıyla gözaltına alınmıştım. İlişkilerimin olduğu insanların her yirmisinden ondokuzuyla irtibatım biranda kesildi. onlar da korkuyordu, ben de... Gelelim İnsansız Hava Aracına. Serhat Bilgi adında bir arkadaş tamamen Türk imalatı ve özellikle yazılımı da Türk olan bu uçakları yaptı. Sadece İDEF Fuarında değil Güneydoğu'da da uçurdu. Bir takım güçler bu uçakların seri imalatını ve orduya alımını engelledi. Yazdığım haber doğrudur. Milli Savunma Bakanımız Vecdi Gönül'ün bunca işinin arasında bu konuda söyledikleri de doğrudur. Bu uçakları kullanmayarak 10 yıl yeteri kadar kayıp verdik, üstelik hiç kimseye de muhtaç değildik!!! Anti-Semitizm ile uzak-yakın bir ilişkim yok ama Yahudinin ticareti ve kârı ne kadar bildiği malum!!!

Gelelim Edi meselesine. bu adamın Türkiye Cumhuriyeti'ne ödemediği 400 milyon TL yani 200 milyon dolarla şu Gazze yardımı gibi 50 kafileyi Türk Kızılayı donatır, uluslararası anlaşmayla da her yere indirirdi. Benim iddiam şudur, 400 milyon TL'nin üzerine bir bardak soğuk su içilmiştir. Herşeye özellikle de her türlü yasadışı alışverişe para yağdıran Edi (Gidia Elfase) tanıyanlar, durumunu ve piyasayı bilenlerse onun yurtdışına en az 2 milyar dolar kaçırdığını iddia ediyorlar.

Sayın Acarel internet sitemizde okuduğunuz haberler doğrudur. Bu iki konuyu gündeme getirmemize rağmen gazeteci olduğunu iddia eden yandaş-candaş medyadan bir Allah'ın kulunun ilgilendiğini ne gördüm, ne duydum. Öte yandan TBMM'de halkın seçtiği milletvekillerinden, ne iktidar ne de muhalefetten herhangi birinin 'şöyle bir iddia var' diye araştırdığını da duymadım. Gene de sizin gibi duyarlı bir okuyucumun bu ilgisi beni mutlu etti. Çaba ve emeklerimin boşa gitmediğini gösterdi. Saygı sunar, yaşamınızda esenlikler dilerim.

 

 



Ah şu Halk Partililer

Hafta başında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP'li bir hanım milletvekiline ait olduğu öne sürülen, internete düşen bir takım görüntüler ülkenin gündemini bir anda değiştirdi. CHP Genel Başkanı Baykal'ın istifası bir fazilet mücadelesi olarak tanımlandı ve genel başkanlığından ayrıldığı parti, taraflı tarafsız vatandaşlar arasında büyük sempati kazandı. Ammaaa....

Ağlayanların, sızlayanların yanı sıra bunu bir ayak oyunu olarak değerlendirenler oldu. Birileri evinin bulunduğu semtin kapısına yerleşti, geri dön diye. Şimdi anlıyoruz ki Deniz Baykal ısrarlara dayanamayacak ve geri dönecekmiş. Genel hava da bu doğrultuda.

Sayın Baykal, bir jest yaptınız. Ne olur şunu sürdürmek yürekliliğini gösterin. Geçmişe bir bakın, büyük lider rahmetli İnönü'nün döneminde bir Turhan Feyzioğlu'nun particiğini hatırlayın. 1950 yılından sonra Meclis'e giremeyen bir Cumhuriyet Halk Partisi sizin döneminizde olmuştu. Ülkenin durumu ortada. Size yapılan bir haksızlıkla bir jest yaptınız. Puan topladınız. Şunun semerisini alın. Sizden sonra CHP genel başkanlığına kim seçilirse seçilsin, o parti yukarıya doğru bir ivme kazanacaktır. Bu ivme sizin sayenizde olacaktır. Al gülüm, ver gülüm sistemiyle bir geriye dönüş bu partinin sonu da olabilir. Kazandınız, partiniz ve halkınız için fedakarlık yapmayı, şu kazancı muhafaza etmeyi biliniz. Hayatınız kurultaylarla, bir takım badirelerle geçti. Sizin çabalarınızı değil, bu kısır çekişmelerle ülkemizin ve halkımızın neler kaybettiğini düşününüz. Siz bu ülkeye lazımsınız. Geri dönüşünüz yapay bir şatafatla, bir takım karalamalarla olmasın.



Çocuk istismarı ve Türkiye-Ünal İNANÇ

Ben ÇOKAV başkanıyım. Yaşamımın 50 yılını suça karışan, karıştırılan çocuklara adadım ama konuşmaktan korkuyorum.

1994 yılına kadar sahada faal muhabir olarak çalıştım. 1994 yılında bir araştırma merkezi ve televizyon programları dışında faal gazetecilikle ilişkimi hemen hemen kestim. Birkaç arkadaşımla Çocukları Suç ve Suçlulardan Koruma Vakfı'nı kurdum. Bu vakfın özelliği kurucularının dışında hiç kimseden bir katkı istememesiydi. Bu alanda tek vakıftık. Bir takım sivil toplum kuruluşlarına örnek olduk. İstismar edilen çocuklarla ilgilenen benzeri kuruluşlar bir elin parmaklarını geçmezken daha sonra Türkiye genelinde yüze yakın benzeri kuruluş meydana geldi.

Son üç yıldır ülkemizin çeşitli bölgelerinde meydana gelen çocuk istismarı olayları yazılı ve görsel basını fazlasıyla meşgul eden bir pozisyona geldi. Çok değil dokuz yıl öncesine bir göz atalım. İçişleri Bakanlığı görevini üstlenen Rüştü Kazım Yücelen'in çocukla ilgili emniyet teşkilatına getirdiği düzenlemelere baklım. Sinop Kalesi'ni 15-16 yaş arasındaki çocuklar için kapalı cezaevi yapan Adalet Bakanlığı'nın bu zulden bir anda kurtularak Ankara Elmadağ'da bir kapalı çocuk cezaevi düzenlediğini unutmayalım. Konuyla ilgili emniyetin çalışmaları dünya polis örgütlerine de örnek oluyordu. Ne oldu da o tarihten sonra bir anda bu işlerden vazgeçildi ve olay bu boyutlara sıçradı.

Üst rütbeli bir polis şefinin bana rastladıkça “Ünal abi polisle çocuğun ne işi olabilir” dediğini net hatırlıyorum. Şu anda görevi başındaki bu arkadaş da polisin ne işi olduğunu, ne tür bir katkıda bulunabileceğini inşallah anlamıştır.

Son on yılda ülkem büyük bir devinim yaşıyor. Bu devinim, terse giden bir devinim. Konuşmaktan, söylemekten çekiniyorum. Sistem içinde kimlerin ne tür iftiralar atacağını, ne tür komplolar kuracağını bir türlü kestiremiyorum. Ama Allah rızası için gazeteciyiz falan filan diyen bir takım insanlar fazla değil dokuz yıl öncesine bir baksınlar. Bursa'da tecavüz ettiği engelli çocukların fotoğraflarını internet üzerinden satan psikolog bir rehber öğretmenle ilgili operasyonu hatırlasınlar. Günümüzün görevi başındaki polisleri, ben yanlı�� mı hatırlıyorum, bu operasyonla ilgili dünyanın bir çok ülkesinden polisler gelmiş ve Türk polisi örnek bir operasyon yaptı diye ilan edilmemiş miydi?

Bir salak katil seri katil ilan edildi. Halk arasında yaşanan yapay bir panik polisin çok büyük başarısı diye ilan edildi. Bunlarla avunuyoruz. Düşünüyorum, çok sevdiğim, çalışmalarına saygı duyduğum bir talebem, bir genç hanım bana hıçkıra hıçkıra ağlayarak bu çocukların dramını sordu. Ne diyeyim korkunun ecele faydası yok. Ancak bu kadarını yazabiliyorum.



Sayfa 1 / 62

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »