Aykırı Haber


Son Güncelleme:11:06:51 AM GMT

Başlıklar:
RSS

Şuan Bu sayfadasiniz: Anasayfa HABERLER

Aykırı Haber

Uyuşturucu kaçakçılığı+silah kaçakçılığı=terör

Türkiye'nin yükselen değeri on yılda on kat arttı. Uyuşturucu ve Terör

1982 yılında Birleşmiş Milletler Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu'na (uncdaf) Türkiye uyuşturucu kaçakçılığı+silah kaçakçılığı=terör denklemini kabul ettirmişti. 2003 yılına kadar yıllık yakalama tutarı eroinde 2 ton 300 kiloyu geçmemişti. Bu rakam her yıl katlanarak 30 tona ulaştı. İlgililer ve yetkililer bunu polisimizin başarısı olarak ilan ettiler. Türkiye'nin ihraç yolu olduğunu, bu eroinin ülkemiz üzerinden pazarlandığını söylediler. Uyuşturucuyla ilgili açılan 100 davadan ancak sekizi ihraçtan açıldı. Bu arada hint keneviri ve sentetikler de aynı oranda arttı. Unutulan  ekonomi teorisiydi. Arz ve talep meselesi. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük iktisadi sektörü uyuşturucu sektörüdür. Yakalamalar önemli mi? Poliste inanılan iq option bir teori vardır; bir içeri, dokuz dışarı. Hadi bizim polisimiz dünyanın en başarılı polisidir diyelim bir içeri üç dışarı olsun. Dünya mafyayla mücadelede bir başka yol belirlemiş. O da yasadışı kazanca vergi salmak. Vergi usul kanunumuzun 9.maddesi aynen şöyle diyor; her türlü kazançtan vergi alınır. Kazancın yasalarla men edilmiş olması vergi vermemeyi gerektirmez. Son on yıl içinde uyuşturucu kaçakçılarından, fuhuştan, kumarhaneden ve dahi diğer yasadışı edimlerden bir lira vergi tahsil edilmemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti topraklarına giren eroinin her gramından bölücü örgütünün en büyük avantayı aldığını dünya alem bilmektedir. Ayrıca Avrupa'daki uyuşturucu satıcılarının büyük bölümü de örgüte haraç vermektedir. Biz bu gelir kaynaklarını içeride ve dışarıda kesemedikten sonra teröre daha nice canlar veririz.



Kediler ve köpekler-Abidin Tekin

İnsanlar, genellikle kedi ve köpekler arasındaki farkı tanımlarken, köpekten “sadık bir dost”, kediden de “nankör” olarak bahsederler. Genel kanı budur...

Tabi ki istisnaları vardır ama genellikle bir kedi, verdiğiniz mamayı geri almaya kalkarsanız, size tepki gösterir. Mırıldanır ya da tırmalar. Yiyeceğini siz vermiş olsanız dahi iade etmek istemez. Onu artık hakkı olarak görür. Kaderine boyun eğip, “Ne yapalım sahibim ne derse o olur” demez. Mamayı hakettiğini düşünür. Kovulmayı bile göze alarak hakkını korur. Bu da onun onurlu olduğunu, sonu nereye varırsa varsın hakkına sahip çıktığını, kendisini ezdirmediğini gösterir.

Sadık diye nitelendirdiğimiz köpekler ise, itaatkar, kaderine razı ve “Sahibim ne derse o olur” bakışıyla kadercidir. Bir bakıma bir lokma ekmek için, herşeye razıdır. Onun önünden mamasını alsanız da, mağrur gözlerle size bakar kalır. Verirseniz yer, vermezseniz boynunu büker. O mamayı hakkı olarak görmez. Kaderci ve yalakadır.Sokaktan geçerken başıboş kediler size saldırmaz. Sataşma huyları yoktur. Ama köpekler saldırır. Sataşırlar.
Bir mesajları yoksa kediler sürekli miyavlamazlar. Köpekler olur olmaz heryerde havlayarak gürültü yaparlar. İki kediyi bir yere kapatın, birbirlerine saldırmak yerine, en azından bir süre köşelerine çekilerek izlerler. Köpeklerse işin sonucunu bile düşünmeden birbirlerine saldırırlar.



İlhan Cihaner'in davasını izlemeli miyim?

Ergenekon sanığı, zanlısı, şüphelisi olmak nedir bilir misiniz?

Yarın Erzincan Savcısı Sayın Cihaner'in Yargıtay'da yargılanması yapılacak. Sayın Savcı Cihaner dün akşam uçakla Ankara'ya getirildi. Ben Yassıada'da, İmralı'da duruşmalar izledim. Uluslararası üç ajansın akredite Türkiye muhabiriyim. Başında bulunduğum araştırma merkezinde binlerce mahkeme dosyası, yüzlerce büyük davanın tüm belgeleri, binlerce iddianame var. Sağlık durumum müsait olmasa da bu davayı izlemem gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Ama bir şey, şu bir türlü anlayamadığım Ergenekon yaftası var ya, bana “Yapma, gitme, izleme...O gün orada bir çok gazeteci, görsel yayıncı olacak. Seni teşhir edecekler. Belki kötü niyetleri yok. Ama onların çalıştıkları kurumların mutfaklarındaki bazı -iyi niyetli iyi aile çocukları- bir tarihi davayı çarpıtacaklar. O davayı izlemek bir imtiyazdır. Taşıdığın sürekli basın kartı, kıdemin, konumun bunu sana sağlıyor. Senin oradaki varlığın, yarın bu davanın çile çekenlerini rahatsız edecek yorumlara neden olacaktır. Yine de karar senin”. Bir ses, “ Madem ki gazetecisin, bu olayı dünyaya duyuracak konumdasın diyor. Başka bir ses de, “Başkalarına haklı davalarında zarar verecek edimlere girme” diyor.

İlerleyen yaşımdan mı yoksa bunadım mı bir türlü karar veremiyorum....



Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »